Biz geldiiiiiiiikkkkkkkk. Taaa nerelere gittik de geldik hem de.

Bu sene tatilimizi organize ederken bir fikir atıldı ortaya, haydi yurtdışı olsun dedik. Çocukla nasıl olur, uçak yolculuğu nasıl geçer, ne yer ne içeriz demedik, yüreğimizin sesini dinleyip Paris’e gitmeye karar verdik. Tecrübelerimi ve Paris’i bir başka yazıyla aktarmak istiyorum, burada sadece çocukla yurtdışı tatili nasıl olur, nasıl oldu onu anlatayım. Unutmadan, Demir’in iki tane dişi var artık; Paris hatırası.

Valiz hazırlama süreci bayağ zordu benim için. Fransızca bilmiyoruz, kullandığımız mamaları orada bulabilme ihtimali çok düşük, ilaçlar reçeteyle satılıyor. Demir diş çıkartma arefesindeydi, huysuzluğu tavan yapmıştı, hava durumu bayağ değişikti buradan; mecburen pek çok ihtimali göz önünde bulundurdum. Sırf Demir için bir orta boy devasa valiz gitti, içi tıka basa dolu.

İlaçlarla başlarsak her zaman kullandığımız ateş düşürücü şurup, fitil gibi sıradan ilaçların dışında, ilk defa gittiği bir ülkede yiyebileceği ve alerji oluşturabilecek herhangi bir gıdaya karşı alerji ilaçlarından, böcek sokması için merhemlere kadar koca bir poşet ilacı doldurdum çantaya. Gerek oldu mu? Hayır. Serum fizyolojik bile çıkmadı o poşetten. Ama o valizin içindeki en önemli kısım bunlardı herhalde. Eğer yurtdışı tatili düşünüyorsanız her çeşit ilacı yanınızda bulundurmanızda fayda var. Zira mamaları okuyabilecek kadar Fransızcamız bile yokken, prospektüsleri okumaya çalışmak bayağ eğlenceli olurdu sanırım.

Mamalara gelince; keşke daha çok götürseymişim demekten alamıyorum kendimi. On gün boyunca kavanoz mamalarıyla beslenmek zorunda kalan Demir için sadece 15 kutu kavanoz maması, 1 kavanoz dolusu devam sütü, 1 paket bebek ekmeği, 1 paket bebe bisküvisi, 1 kutu kahvaltı maması, 1 kutu da muhallebi götürmüştüm. Sadece diyorum, çünkü yetmedi. Dışarda biz bile içecek çorba bulamadığımız için bebek ekmeği açılmadan aynen geri döndü. Bisküvi açıldı, ama kahvaltı maması dışında kahvaltı seçeneği olmadığı için sadece dört adedi diş kaşımak için kullanıldı. Kavanoz mamaları ve devam sütü de 3. günde suyunu çekti. Uyarı; dil bilmiyorsanız gideceğiniz gün kadar mamayı yanınızda götürün. Reyonda alacağımız mamaları seçmek neredeyse bir saat sürdü. Bildiğimiz markalardan sadece Hipp mevcuttu, çeşit azdı. Nestle tanıdık marka diye nestle aldık, içinden cam çıkma olayları filan oldu. Hipp alsak hepsini, 100 euroyu geçiyor, diğer markaları almama kocam kişisi izin vermiyor, bebek mamalarında bile domuz eti var, bir saat arkalarını okuyup etlileri elemeye çalıştık. Sonuçta içinde ne olduğu konusunda en ufak bir fikrimiz bile olmayan garip mamaları alıp alıp çıktık marketten her seferinde. Dışarda bildiğimiz zeytinli peynirli kahvaltıların fiyatı, buradaki en güzel restoranlardaki et yemekleri fiyatına çıkınca da kendi kahvaltımızı da marketten alıp parklarda yedik her seferinde :) Bu ne biçim memleket, nasıl bir mutfak, bu mutfak nasıl dünyaca ünlü olur; neyse bunlar diğer yazının konuları. Devam sütü konusunu da önceden Nurturia’da soruşturmuştum, Aptamil’e en yakın mamanın adını öğrenmiştim neyse ki. Orada da ufacık bir sorun yaşadım; bir markanın birden çok çeşit devam sütü olduğu konusunu atlayıvermişim. Çözümü reyondaki en pahalı devam sütünü almakta buldum ben de :) Özetle biz aç ve susuz gezerken, çocuğum da zavallı kavanoz mamalarına talim etti, tavsiyem olsun ağır filan demeden gerektiği kadar mamayı mutlaka yanınızda götürün.

Küvet için kaymaz paspastan tutun da, araba yağmurluğuna kadar çok güzel bir valiz hazırlamayı başarmıştım da, beyfendinin uzun kollu ve üzerine olan çok az parça eşyası olması gerçeği bizi bayağ zorladı. Gideceğiniz yerin hava durumuna mutlaka önceden bakarsınız da, havanın ne sıklıkla değiştiğine, ne kadar dengesiz olduğuna da dikkat etmenizi öneririm. Bir de çocuğunuz emzik kullanıyorsa eğer, her zamankinin iki katı yedek taşıyın yanınızda. Şöyle ki, biz tatili bitirip yurda döndük ama iki emziğimiz hala tatillerine devam ediyorlar Paris’te!

Valiz bir tarafa, kalacağınız otelde bebeğiniz için yatak sağlanıyor mu, yataktan kasıtları parmaklıklı bebek beşiği mi, yoksa genç delikanlı işi bir tek kişilik yatak mı koyuyorlar odaya onu da bilmenizde fayda var. Bizim yatak ikinci kategoridendi :) Biz tabi ki kendi park yatağımızı yanımızda götürdüğümüzden, tek problem o yatak için yer açmak oldu. Bunu da sorun, odada yeterli yer var mı öğrenin mutlaka.

Aklıma gelenler, Demir’le ilgili kısım bu kadar. Yarın Paris maceralamı anlatmaya başlayacağım, benimle kalın :)